Horasan Mutlu Son Masaj Salonu
Horasan Mutlu Son
Kahvemi bir anlığına masaya koyarak siparişlerin alındığı tezgaha döndüm ve yavaşça Erzurum Horasan Mutlu Son bakışlarımı adamın yüzüne doğru çevirdim. Tezgaha doğru yaslanıp başımı eğerek adamı izlemeye devam ettim. Yeni tıraş olmuş cildi pürüzsüz ve çekiciydi. Baristaya parayı uzatırken, ellerinin ne kadar büyük olduğunu fark ettim. Büyüktü ama zarifti. Bir marangozun elleri gibi kaba saba görünmüyordu. Büyük, bakımlı ve pürüzsüz ellerine, zarif kıvrımlara sahip tırnaklarına bakıyordum.
Erzurum Horasan Mutlu Son
Elinin üstündeki siyah tüyler, bembeyaz cildinin üzerinde daha da koyu görünüyordu. Gözlerimi ellerinden alamıyordum. Göğüslerimin sanki patlayacaklarmış gibi gerildiğini ve sızladığını hissediyordum. Hafifçe tezgaha yaslanarak adamın göğüslerimi sıkıca tuttuğunu, memelerimin parmaklarının arasından dışarı taştığını hayal ediyordum. Hiç kıpırdamadan durursam, elinin üzerindeki simsiyah tüylerin koluma sürtündüğünü hissedebilirdim. Nefesimi tuttum ve yüzüne bakmak için başımı kaldırırken bir anda iç çekiverdim. Gözlerim gözleriyle buluştu. O da beni görmüştü. Hızla gözlerimi kaçırarak sanki hiçbir şey olmamış gibi önüme bakmaya başladım. Başımı hafifçe önüme eğiyor, kanın hücum ettiği kıpkırmızı olmuş yüzümü gizlemeye çalışıyordum. Birkaç defa derin derin nefes aldım ve tekrar başımı çevirdiğimde kapıya doğru yürüdüğünü gördüm. Kapıyı açarak dışarıya çıktı ve bir anda gözden kayboldu.
Horasan Mutlu Son
Üstümü giyinmeden önce parmaklarımı kısacık saçlarımın arasından geçirerek Horasan Mutlu Son hafifçe dağıttım. Büyük eşarbımı alıp paltomun düğmelerini ilikledikten sonra, arkadaşımın beni beklediği restorana doğru hızlı adımlarla yürümeye başladım. Pencerenin kenarında küçük bir masada oturuyordu. İçeri girdiğimi görünce bana el salladı. Yüzünde beliren kocaman gülümseme kaybolmuyor, sanki gözlerimi üzerinden ayırmamam için uğraşıyordu. Ben de ona gülümsedim ama kendimi bir anda eldivenlerime, eşarbıma ve paltoma bakarken buldum.
Telefonunu işaret ederek “Kusura bakma, cevap vermem gerek,” dedi özür dilercesine. “Ne zamandır beni aramasını bekliyordum.”
Başımı salladıktan sonra vestiyere doğru yürüdüm. Ben masaya geri dönerken hala telefondaydı. Durup hareketlerini izlemeye başladım. Söylediklerini ve söyledikleriyle ilgili hislerini vurgulamak için el hareketlerini kullanıyordu. Telefonla konuşurken bile gülümsemesi yüzünden silinmiyordu. Kısa, simsiyah saçları çok keskin çizgilerle küt kesilmiş, ön taraftaki saçları kısacık kalmıştı.
Son yorumlar