Horasan Masaj Salonu
Horasan Masaj Salonu
Horasan Masaj Salonu J ayne Ann Krentz “Olmayan kariyer planlarımla mı alakalı?” “birazcık daha özel. Sprague Witherspoon’u sen mi öldürdün?” Grace kelimenin tam anlamıyla gafil avlanmıştı. Birden beyni uyuştu. Kelimeler boğazına düğümlendi. Önce e-mailin sesi, şimdi de bu. Elindeki kupa yere çarptığında sesi kulaklarına kadar geldiyse de beyni birkaç saniye gelen sese bir anlam veremedi. Julius, bir böcek bilimcisinin kavanozdaki kelebeği seyredişi benzer biçimde onu izliyordu. “Defol git,” diyebildi Grace öfkeli, boğuk bir fısıltıyla.
“Derhâl.” “Pekâlâ,” dedi Julius. Sanki az önce havaların ne kadar soğuduğundan bahsetmişcesine sakin bir şekilde yarım kalan çayını tezgâhın üstüne koydu. Yürüyüp mutfaktan çıktı ve oturma odasına geçti. Grace kendini zorlayarak tezgâhtan uzaklaştı ve Julius’u kovar gibi peşine takıldı. Julius kapıya vardığında durup omzunun üzerinden ona baktı. “İyi geceler,” dedi. “Benim için ilginç bir akşam oldu. Bu şekilde geceler yaşamam pek.” “Yapma yahu,” dedi Grace. “neden acaba?” “Ne organize ettiğinü biliyorum.” Julius kapıyı açıp verandaya çıktı. “İnsanlar beni tanıdıkça ne kadar sıkıcı biri olduğumu görürler. Ne yalan söyleyeyim, ben bile kendimden sıkılıyorum kimi zaman. Kapını kilitlemeyi unutma.” Verandadan aşağı doğru yürüdü.
Horasan Masaj Salonu
Horasan Masaj Salonu Grace öfkeden deliye dönmüş bir hâlde verandanın ucuna kadar gidip korkuluğa tutundu. “Witherspoon’u ben öldürmedim.” “Sana inanıyorum.” Julius, cipin kapısını açtı. “Kim yapmış N efes Al olabilir sence?” “Bilmiyorum. Tanrım, bilsem polise söylerdim zaten.” “Deve gelen bilgilere göre, Seattle polisinin elinde, öfkeli bir kız çocuğu, kızın nişanlısı, Witherspoon Way’den parasının karşılığını alamamış olan birkaç kızgın seminer mağduru dâhil epeyce uzun bir şüpheli listesi varmış. Doğal bir de Witherspoon’un çalışanları var.” “neden içimizden biri onu öldürsün ki?
Tamamımız Witherspoon Way’de iyi para kazanıyorduk.” “Dev, Witherspoon Way’de çalışan birinin yüklü miktarda parayı zimmetine geçirdiğini ve eksilen paranın izini örtmek için feyk yatırımlar yaptığına dair deliller olduğuna inandıklarını söyledi.” “Ne? Sen ciddi misin?” “Dev’e sor istersen. Bu sabah Seattle polisinden duyduğunu söyledi. Çok miktarda kayıp para varmış. Bizim oralarda bundan âlâ katliam sebebi olmaz.” Grace burnundan soluyarak ona bakıyordu. “Benim Witherspoon Way’in parasını zimmetime geçirdiğimi mi ima ediyorsun?”
Son yorumlar